Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Erdal Eren, basında son zamanlarda Katar’a ilişkin yer alan haberlerin, Katar’da iş alan ve bu ülkedeki yatırım yapan Türk müteahhitlerini endişelendirdiğini açıkladı. Sabah-atv’nin satışı sonrası Katarlı bir şirketin gruba yüzde 25 oranında ortak olması, özellikle Doğan Grubu gazeteler tarafından çok eleştirildi. Vatan gazetesi, Katar Emiri’ni hedef alan haberler yapmaya başladı. Eren, Katar’da Türk müteahhitleri için büyük bir iş hacmi oluşmaya başladığını, sektörün geçen yıl 2 milyar dolar tutarında toplam 12 ihale aldığını söyledi.
Türkler Üçüncü
Erdal Eren, 2007 yılındaki projeler de dahil edildiğinde, Katar’da Türk müteahhitlerinin devam eden proje tutarının, 5 milyar doları bulduğunu söyledi. Katar’ın, geçen yıl Türk müteahhitlerinin en fazla iş aldığı “Üçüncü ülke’’ olduğunu anlatan Eren, bu yıl da 3-3.5 milyar dolarlık ihale almayı ümit ettiklerini sözlerine ekledi.
İnşaat Haberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İnşaat Haberleri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
5 Mayıs 2008 Pazartesi
IMF ikna edildi; GAP için gereken 3 milyar YTL'lik kaynak tamam
Güneydoğu Anadolu Projesi'ni (GAP) tamamlamak için finansman arayan hükümet, İşsizlik Sigortası Fonu ve özelleştirme gelirlerinden kaynak aktarılması konusunda Uluslararası Para Fonu'nu (IMF) ikna etti.
Buna göre bütçede 'faiz dışı fazla' (FDF) hedefi yarım puan daha indirilecek. Bu sayede yatırım bütçesi yaklaşık 3 milyar YTL artırılacak. IMF, son gözden geçirme toplantılarında bu konuda ikna edildi. FDF'nin düşürülmesinin normal bir sonuç olduğunu, iç ve dış net borç stokunun da gerilediğini aktaran Maliye kaynakları, yatırım bütçesinin gelecek yıldan itibaren daha da artırılacağını kaydetti.
GAP'ı beş yılda bitirmeyi eylem planına alan hükümet, 27,7 milyar YTL'lik toplam maliyetin bütçeden karşılanacak 16 milyar YTL'lik bölümü için kaynak arayışını sürdürüyor. Bunun için son olarak İşsizlik Sigortası Fonu ve özelleştirme gelirleri devreye sokuldu. Bu tutar 2008 yılı için yaklaşık 2 milyar YTL. Hazine'nin borç ödemede kullandığı özelleştirme gelirlerinin bir bölümü, 2012 sonuna kadar GAP'a aktarılacak. İşsizlik Sigortası Fonu'ndaki devlet payının nemasını kullanmak üzere de yasa tasarısı hazırlanıyor.
Özelleştirme gelirlerinden GAP'a aktarılacak kaynağın tutar ya da oranı ise Meclis'te kesinleştirilecek. Güneydoğu Anadolu Projesi'ni tamamlamak için umut bağlanan özelleştirmenin gündemi ise yoğun. Türk Telekom'un yüzde 15'lik hissesinin halka arzında gün sayılırken, elektrik dağıtım özelleştirmelerinde de düğmeye basıldı. Yine 2008 yılı içerisinde Milli Piyango, elektrik üretim, köprü ve otoyollar ile liman ve şeker fabrikalarına ilişkin özelleştirmelerin tamamlanması planlanıyor.
Türk Telekom'un halka arzından 2 milyar doların üzerinde gelir beklenirken, Milli Piyango için telaffuz edilen rakam ise 2-2,5 milyar dolar civarında. Türkiye'nin en önemli projeleri arasında yer alan GAP'ın tamamlanması için yirmi yılı aşkın zamandır hükümetler kaynak aktarıyor. GAP'ta halen tamamlanma oranı henüz yüzde 60 dolaylarında. Her yıl Türkiye yatırım bütçesinin ortalama yüzde 7'si proje için harcanıyor.
GAP'ta en büyük gerçekleşme oranı, yüzde 85'lere ulaşan enerji sektöründe. Bölgede inşa edilen hidroelektrik santrallerinde şimdiye kadar 16,5 milyar dolarlık elektrik üretildi. Projede tamamlanma oranları ulaştırma ve haberleşmede yüzde 45, turizmde yüzde 32 ve tarımda ise yüzde 27'de kaldı.
Rakamlarla GAP
- Proje başlangıç tarihi. 1980
- Kapsamdaki iller: Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa ve Şırnak
- Proje yüzölçümü: 75 bin 358 kilometrekare
- İstihdam kapasitesi: 3,8 milyon
- Sulamaya açılacak arazi hedefi: 1,8 milyon hektar
- Elektrik üretim hedefi (yıllık): 27 milyar kilovatsaat
- Proje detayları: 22 baraj ve 19 hidroelektrik santrali
- Gerçekleşen yatırım miktarı: 23,3 milyar dolar
- Bundan sonra gereken kaynak: 27,7 milyar dolar
- Proje gerçekleşme oranı: Tarım (yüzde 26), enerji (yüzde 83), ulaşım (yüzde 45) turizm (yüzde 32)
Kuraklığın vurduğu çiftçi, gözünü GAP'a dikti
Güneydoğu'da bu yıl yeterli yağış düşmemesi sebebiyle ürünler tarlada kaldı. Kendi imkanlarıyla tarlalarını sulayabilen çiftçiler ise ektiğinin ancak yüzde 10'unu kurtarabildi. Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, bölgeye yaptığı ziyaret sırasında, ilk defa böyle bir kuraklık yaşandığına dikkat çekip, yapılacak bir şeyin olmadığını dile getirmişti. Büyük bir felaketle karşı karşıya kalan çiftçiler ise, "Bu saatten sonra artık yağmur yağsa bile ürünümüzü kurtaramayacağız." diyor. Şanlıurfa Ziraat Odası Başkanı Halil Dolap, 5 milyon dönümden fazla arazinin kuraklıktan dolayı yandığını belirterek, GAP'ın öneminin bir kez daha ortaya çıktığını ifade ediyor. Dolap, bölgede bir an önce sulu tarıma geçebilmek için GAP yatırımlarının kısa sürede tamamlanması gerektiğini aktarıyor. Hükümetin GAP'ın hayata geçirilmesi konusundaki girişimlerini takdir ettiklerini ifade ederken bunların sözde kalmaması gerektiğini vurguluyor. GAP'tan sorumlu Devlet Bakanı Nazım Ekren'in bölgeyi ziyareti ve atılacak adımlar konusundaki çalışmaların memnuniyet verici olduğunu da dile getiren Dolap, bu konuda sivil toplum örgütleri temsilcileri olarak kendilerine düşen görevlerini yerine getirmeye hazır olduklarını anlatıyor. 2007-2008 tarım yılında Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki kuraklık nedeniyle, öngörülen verim kaybı buğdayda 2,5 milyon ton, arpada ise 1 milyon ton oldu. Kırmızı mercimek üretimindeki düşüş de 271 bin tonu buldu.
Buna göre bütçede 'faiz dışı fazla' (FDF) hedefi yarım puan daha indirilecek. Bu sayede yatırım bütçesi yaklaşık 3 milyar YTL artırılacak. IMF, son gözden geçirme toplantılarında bu konuda ikna edildi. FDF'nin düşürülmesinin normal bir sonuç olduğunu, iç ve dış net borç stokunun da gerilediğini aktaran Maliye kaynakları, yatırım bütçesinin gelecek yıldan itibaren daha da artırılacağını kaydetti.
GAP'ı beş yılda bitirmeyi eylem planına alan hükümet, 27,7 milyar YTL'lik toplam maliyetin bütçeden karşılanacak 16 milyar YTL'lik bölümü için kaynak arayışını sürdürüyor. Bunun için son olarak İşsizlik Sigortası Fonu ve özelleştirme gelirleri devreye sokuldu. Bu tutar 2008 yılı için yaklaşık 2 milyar YTL. Hazine'nin borç ödemede kullandığı özelleştirme gelirlerinin bir bölümü, 2012 sonuna kadar GAP'a aktarılacak. İşsizlik Sigortası Fonu'ndaki devlet payının nemasını kullanmak üzere de yasa tasarısı hazırlanıyor.
Özelleştirme gelirlerinden GAP'a aktarılacak kaynağın tutar ya da oranı ise Meclis'te kesinleştirilecek. Güneydoğu Anadolu Projesi'ni tamamlamak için umut bağlanan özelleştirmenin gündemi ise yoğun. Türk Telekom'un yüzde 15'lik hissesinin halka arzında gün sayılırken, elektrik dağıtım özelleştirmelerinde de düğmeye basıldı. Yine 2008 yılı içerisinde Milli Piyango, elektrik üretim, köprü ve otoyollar ile liman ve şeker fabrikalarına ilişkin özelleştirmelerin tamamlanması planlanıyor.
Türk Telekom'un halka arzından 2 milyar doların üzerinde gelir beklenirken, Milli Piyango için telaffuz edilen rakam ise 2-2,5 milyar dolar civarında. Türkiye'nin en önemli projeleri arasında yer alan GAP'ın tamamlanması için yirmi yılı aşkın zamandır hükümetler kaynak aktarıyor. GAP'ta halen tamamlanma oranı henüz yüzde 60 dolaylarında. Her yıl Türkiye yatırım bütçesinin ortalama yüzde 7'si proje için harcanıyor.
GAP'ta en büyük gerçekleşme oranı, yüzde 85'lere ulaşan enerji sektöründe. Bölgede inşa edilen hidroelektrik santrallerinde şimdiye kadar 16,5 milyar dolarlık elektrik üretildi. Projede tamamlanma oranları ulaştırma ve haberleşmede yüzde 45, turizmde yüzde 32 ve tarımda ise yüzde 27'de kaldı.
Rakamlarla GAP
- Proje başlangıç tarihi. 1980
- Kapsamdaki iller: Adıyaman, Batman, Diyarbakır, Gaziantep, Kilis, Mardin, Siirt, Şanlıurfa ve Şırnak
- Proje yüzölçümü: 75 bin 358 kilometrekare
- İstihdam kapasitesi: 3,8 milyon
- Sulamaya açılacak arazi hedefi: 1,8 milyon hektar
- Elektrik üretim hedefi (yıllık): 27 milyar kilovatsaat
- Proje detayları: 22 baraj ve 19 hidroelektrik santrali
- Gerçekleşen yatırım miktarı: 23,3 milyar dolar
- Bundan sonra gereken kaynak: 27,7 milyar dolar
- Proje gerçekleşme oranı: Tarım (yüzde 26), enerji (yüzde 83), ulaşım (yüzde 45) turizm (yüzde 32)
Kuraklığın vurduğu çiftçi, gözünü GAP'a dikti
Güneydoğu'da bu yıl yeterli yağış düşmemesi sebebiyle ürünler tarlada kaldı. Kendi imkanlarıyla tarlalarını sulayabilen çiftçiler ise ektiğinin ancak yüzde 10'unu kurtarabildi. Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, bölgeye yaptığı ziyaret sırasında, ilk defa böyle bir kuraklık yaşandığına dikkat çekip, yapılacak bir şeyin olmadığını dile getirmişti. Büyük bir felaketle karşı karşıya kalan çiftçiler ise, "Bu saatten sonra artık yağmur yağsa bile ürünümüzü kurtaramayacağız." diyor. Şanlıurfa Ziraat Odası Başkanı Halil Dolap, 5 milyon dönümden fazla arazinin kuraklıktan dolayı yandığını belirterek, GAP'ın öneminin bir kez daha ortaya çıktığını ifade ediyor. Dolap, bölgede bir an önce sulu tarıma geçebilmek için GAP yatırımlarının kısa sürede tamamlanması gerektiğini aktarıyor. Hükümetin GAP'ın hayata geçirilmesi konusundaki girişimlerini takdir ettiklerini ifade ederken bunların sözde kalmaması gerektiğini vurguluyor. GAP'tan sorumlu Devlet Bakanı Nazım Ekren'in bölgeyi ziyareti ve atılacak adımlar konusundaki çalışmaların memnuniyet verici olduğunu da dile getiren Dolap, bu konuda sivil toplum örgütleri temsilcileri olarak kendilerine düşen görevlerini yerine getirmeye hazır olduklarını anlatıyor. 2007-2008 tarım yılında Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ndeki kuraklık nedeniyle, öngörülen verim kaybı buğdayda 2,5 milyon ton, arpada ise 1 milyon ton oldu. Kırmızı mercimek üretimindeki düşüş de 271 bin tonu buldu.
Karayolları arazisinde imara Danıştay engeli
Danıştay, Zorlu Grubu’na devri yapılan Karayolları’nın Zincirlikuyu’daki arazisinin imar planı değişikliğinin yürütmesini durdurdu.
Mimar ve Mühendis Odaları’nın Danıştay’a ayrı ayrı yaptığı imar planı değişikliğini onaylayan Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun kararının iptali başvurusunun ilk aşaması sonuçlandı. 6. Daire kararın yürütmesini durdurdu.
Gerekçede “Vadi-yeşil alan bütünselliğinin ve coğrafi-doğal yapı sürekliliğinin korunması gereken bir alanda belirtilen nitelikte ve yoğunlukta yapılaşma koşulları öngörülmesinde şehircilik ilkelerine planlama esaslarına ve kamu yararına uygunluk bulunmamaktadır” denildi.
Yürütmesi durdurulan imar planı değişikliği ile söz konusu araziye otel alışveriş merkezleri ve konut yapımı mümkün hale getirilmişti.
Mimar ve Mühendis Odaları’nın Danıştay’a ayrı ayrı yaptığı imar planı değişikliğini onaylayan Özelleştirme Yüksek Kurulu’nun kararının iptali başvurusunun ilk aşaması sonuçlandı. 6. Daire kararın yürütmesini durdurdu.
Gerekçede “Vadi-yeşil alan bütünselliğinin ve coğrafi-doğal yapı sürekliliğinin korunması gereken bir alanda belirtilen nitelikte ve yoğunlukta yapılaşma koşulları öngörülmesinde şehircilik ilkelerine planlama esaslarına ve kamu yararına uygunluk bulunmamaktadır” denildi.
Yürütmesi durdurulan imar planı değişikliği ile söz konusu araziye otel alışveriş merkezleri ve konut yapımı mümkün hale getirilmişti.
Sabiha Gökçen'de devir tamam
İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı'ndaki mevcut terminaller, otopark, kargo ve yer hizmetleri ile uçak yakıt ikmal operasyonlarının devri tamamlandı. Savunma Sanayi Müsteşarlığı bünyesindeki Sabiha Gökçen, Limak Holding (LİMAK), GMR Infrastructure (GMR) ve Malaysia Airports Holdings Berhad (MAHB) ortaklığıyla kurulan İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı Yatırım, Yapım ve İşletme A.Ş'ye (ISG) devredildi.
İşletme ruhsatlı ilk
İSG Uluslararası Havalimanı Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından verilmeye yeni başlanan 'Terminal İşletme Ruhsatı' alan ilk havalimanı oldu. ISG, mevcut terminallerin yanı sıra yer hizmetlerinin işletilmesi, kargo operasyonları ve uçak yakıt ikmal operasyonlarını da 20 yıl süreyle gerçekleştirecek.
2010'da devreye alınacak 10 milyon yolcu kapasiteli, toplam 320 bin metrekare kapalı alana sahip yeni dış hatlar terminali ve ekleri asgari 250 milyon avroya mal olacak. İSG İcra Kurulu Başkanı Yetik K. Mert, "Yatırımlarla Sabiha Gökçen'in havacılıktaki konumunu daha da güçlendireceğiz" dedi.
İşletme ruhsatlı ilk
İSG Uluslararası Havalimanı Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından verilmeye yeni başlanan 'Terminal İşletme Ruhsatı' alan ilk havalimanı oldu. ISG, mevcut terminallerin yanı sıra yer hizmetlerinin işletilmesi, kargo operasyonları ve uçak yakıt ikmal operasyonlarını da 20 yıl süreyle gerçekleştirecek.
2010'da devreye alınacak 10 milyon yolcu kapasiteli, toplam 320 bin metrekare kapalı alana sahip yeni dış hatlar terminali ve ekleri asgari 250 milyon avroya mal olacak. İSG İcra Kurulu Başkanı Yetik K. Mert, "Yatırımlarla Sabiha Gökçen'in havacılıktaki konumunu daha da güçlendireceğiz" dedi.
Demirdeki yüzde 100 artış müteahhitleri batıracak
İnşaat sektörünün en önemli girdilerinden biri olan demir dört ayda yüzde 100 artış gösterdi. Ocak ayında tonu 850 YTL olan demir nisan sonu itibariyle bin 600 YTL'ye yükseldi. Türkiye İnşaat Müteahhit İşveren Sendikası (TİMSE) Genel Başkanı Nazım Aygün, demir fiyatlarında 850 YTL fiyatını baz alıp ihaleler de teklifi ona göre verdiklerini belirtip "Şimdi yüzde yüzlük bir artış var. İnşaatta kullanılan demir oranı yüzde 15 civarında. Demir fiyatlarında meydana gelen yüzde 100'lük artışı eklediğinizde bu oran yüzde 30'lar civarına çıkıyor. Maliyetlerimiz yükseliyor" dedi.İnşaat sektörünün kan kaybettiğini belirten Aygün "Hükümet yetkilileriyle görüştük. Üç farklı alternatif sunduk. Ya sözleşmelerimizi karşılıklı olarak fesh edelim, ya malzemede meydana gelen fiyat farkı giderilsin, ya da bu durumdan çıkıncaya kadar KDV alınmasın” dedi.
Sektöre özel bir endeks oluşturulmalı
Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Erdal Eren, inşaat sektörüne özel bir endeks oluşturulması gerektiğini belirtti. Eren "Bu koşullarda firmalar birikimleriyle birlikte ya batacak ya da işler yarım kalacak. Sabit döviz fiyatlarıyla kamu ihaleleri alan firmalar var. Burada da durum aynı. Diyelim ki dolar bin 700 YTL iken ihaleye girdi firma ve demiri yüz dolar olarak hesapladı. Dolar sürekli düşüyor. Yüz dolar olarak hesapladığı demir maliyeti iki yüz dolar oldu” dedi.
Sektöre özel bir endeks oluşturulmalı
Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Erdal Eren, inşaat sektörüne özel bir endeks oluşturulması gerektiğini belirtti. Eren "Bu koşullarda firmalar birikimleriyle birlikte ya batacak ya da işler yarım kalacak. Sabit döviz fiyatlarıyla kamu ihaleleri alan firmalar var. Burada da durum aynı. Diyelim ki dolar bin 700 YTL iken ihaleye girdi firma ve demiri yüz dolar olarak hesapladı. Dolar sürekli düşüyor. Yüz dolar olarak hesapladığı demir maliyeti iki yüz dolar oldu” dedi.
Durgun olan sektöre hareket getirecek
Uluslararası yapı fuarı ’Turkeybuild 2008’in şu an durgun olan sektöre hareket kazandırması bekleniyor. Fuara bu yıl 6’ncı kez katılan Betek Boya’nın Genel Müdürü Tayfun Küçükoğlu, 2008 yılının ekonomik açıdan zor şartlarda geçmesine karşın Yapı Endüstri Merkezi Yapı 2008 Fuarı’nda çok önemli iş ve bağlantılarının olacağını tahmin ettiklerini belirtiyor.
Küçükoğlu, "Bu fuar Türkiye’de yapılan en büyük yapı fuarı. Firmalar yeniliklerini bir yarış halinde sergiliyorlar. Mimarlar, mühendisler yenilikleri arıyorlar. Sektörde ticaret yapan insanlar yeni ne alıp, ne satabiliriz onu araştırıyorlar. Üniversite camiası projelerinde yeni ürünler ne olabilir, onlara bakıyor. Bu açıdan çok önemli bir buluşma olacağını düşünüyoruz. Şu anda durgun olan piyasaya bir hareketlilik kazandıracağına inanıyoruz" dedi.
’Turkeybuild 2008’ gibi sektörel buluşmalarda yer alarak, iş ortakları ile yakın ilişki içinde olmaya önem verdiklerini belirten Borçelik Genel Müdürü Erkan Kafadar ise "Uluslararası Yapı Fuarı’na geçen yıl 61’i yurtdışından olmak üzere 756 firma katılmıştı. Bu yıl daha da artan bir ilgi söz konusu. Biz de, bu büyük buluşmada yer almaktan mutluluk duyuyoruz. Yapı Fuarı ve benzer etkinliklerin sektörel gelişime hizmet ettiğine inanıyoruz. Burada iş ortaklarımızla bir araya gelerek hem onları dinleme, hem de Borçelik’le ilgili son gelişmeler ve yeni yatırımımız hakkında bilgi verme fırsatı buluyoruz" diye konuştu.
Betek Boya, fuarda coloart, mantolama ürünler ve su bazlı boya ve verniklerini ön plana çıkarken, Borçelik ise 10’uncu holde yer alan standında yenilikleri, ürünleri ve hizmetleri hakkında bilgi veriyor.
Küçükoğlu, "Bu fuar Türkiye’de yapılan en büyük yapı fuarı. Firmalar yeniliklerini bir yarış halinde sergiliyorlar. Mimarlar, mühendisler yenilikleri arıyorlar. Sektörde ticaret yapan insanlar yeni ne alıp, ne satabiliriz onu araştırıyorlar. Üniversite camiası projelerinde yeni ürünler ne olabilir, onlara bakıyor. Bu açıdan çok önemli bir buluşma olacağını düşünüyoruz. Şu anda durgun olan piyasaya bir hareketlilik kazandıracağına inanıyoruz" dedi.
’Turkeybuild 2008’ gibi sektörel buluşmalarda yer alarak, iş ortakları ile yakın ilişki içinde olmaya önem verdiklerini belirten Borçelik Genel Müdürü Erkan Kafadar ise "Uluslararası Yapı Fuarı’na geçen yıl 61’i yurtdışından olmak üzere 756 firma katılmıştı. Bu yıl daha da artan bir ilgi söz konusu. Biz de, bu büyük buluşmada yer almaktan mutluluk duyuyoruz. Yapı Fuarı ve benzer etkinliklerin sektörel gelişime hizmet ettiğine inanıyoruz. Burada iş ortaklarımızla bir araya gelerek hem onları dinleme, hem de Borçelik’le ilgili son gelişmeler ve yeni yatırımımız hakkında bilgi verme fırsatı buluyoruz" diye konuştu.
Betek Boya, fuarda coloart, mantolama ürünler ve su bazlı boya ve verniklerini ön plana çıkarken, Borçelik ise 10’uncu holde yer alan standında yenilikleri, ürünleri ve hizmetleri hakkında bilgi veriyor.
100 bin kişi, yapıyla ilgili herşeyi bu fuarda bulacak
Yapı Endüstri Merkezi’nin (YEM) düzenlediği ’Uluslararası Yapı/Turkeybuild 2008 İstanbul Fuarı’, 30 Nisan-4 Mayıs tarihleri arasında Beylikdüzü TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenleniyor. 31’inci kez düzenlenen yapı sektörüne yönelik fuar 50 ülkeden 810 firmayı buluşturuyor. Fuarı, bu yıl ziyaret edenlerin sayısının 100 bine ulaşması bekleniyor. ’Turkeybuild 2008 İstanbul Fuarı’, 60 bin metrekarelik alanda, 10 salonda ve açık alanda düzenleniyor. ’Yapıda Ne Varsa Hepsi Bu Fuarda’ sloganıyla düzenlenen fuarda, 38 farklı ürün grubunda yapı ile ilgili ürün ve hizmetler katılımcıların beğenisine sunuluyor.
10 bin ürün sergilenecek
Kaba yapı malzemelerinden, bitirme işlerine, banyo-mutfak donatımlarından, döşeme kaplamalarına, yapı ile ilgili bilgisayar yazılımlarından yalıtıma kadar çok farklı alanda ürün ve hizmet üreten firmalar, fuarda bir araya gelecek. Turkeybuild 2008’de 10 bin 266 ürün ve bin 282 ürün çeşidi sergilenecek. Yapı Endüstri Merkezi (YEM) Genel Müdürü Güven Cantürk, Türk inşaat malzemesi ve Türk müteahhitlik sektörünün son yıllarda uluslararası piyasalarda önemli mesafeler katettiğini belirterek, birçok inşaat malzemesinin üretiminde Türkiye’nin, Avrupa’da ya da dünyada ilk beşte yer aldığını vurguladı. Sektörün son üç yılda yüzde 35 oranında büyüdüğünü dile getiren Cantürk, yüzlerce çeşit mal ve hizmet üretimi ile doğrudan bağlantısı, yoğun işgücü kullanımı ve sosyo ekonomik refah düzeyine olan katkısı nedeniyle ekonomik yapı içerisinde ayrı bir yere ve öneme sahip olan inşaat sektörü, yarattığı katma değer ve istihdam açısından Türkiye ekonomisinin de lokomotifi olduğunu ifade etti.
İhracat eğilimli sürer
Cantürk, Türk inşaat malzemesi ve Türk müteahhitlik sektörünün son yıllarda uluslararası piyasalarda önemli mesafeler katettiğine de değinerek, birçok inşaat malzemesinin üretiminde Türkiye’nin, Avrupa’da ya da dünyada ilk beşte yer aldığını vurguladı. Özellikle uluslararası piyasalardaki hareketliliğin, Türk ekonomisini de etkilediğini kaydeden Cantürk, "Ekonominin en büyük bileşeni yapı sektörü de bu etkilenmeden payına düşeni alıyor. Ancak orta ve uzun vadede, devam eden konut ihtiyacının giderilmesi paralelinde Türk yapı sektörü hareketli olacak. Türk yapı malzemesi sektöründe de özellikle ihracatın artması eğiliminin devam edeceğini umut ediyoruz" dedi.
Yurtdışından heyetler geliyor
Uluslararası Yapı/Turkeybuild 2008 İstanbul Fuarı tanıtımı için yürütülen çalışmalar sonucunda, Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı Alım Heyeti programı ve TOBB Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu desteği ile fuara 16 yabancı ülkenin inşaat yatırımlarından sorumlu alım heyetinin katılımı gerçekleşiyor. Heyetlerin katılımı Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı koordinatörlüğünde, İstanbul Maden ve Metaller İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği (İMMİB) ile Orta Anadolu İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği (OAİB) organizatörlüğünde gerçekleştiriliyor.
En iyi stand ödülü
Seminer, film gösterimi, panel, ödül töreni gibi çeşitli etkinliklerin de yer alacağı fuarda, tüm fuar katılımcıları arasında geleneksel olarak düzenlenen ’Amacına En Uygun Hazırlanmış Stand Ödülleri’ de, sahiplerini bulacak. Son yıllarda uluslararası katılımcı firmaların daha da fazla ilgi gösterdiği fuarda, ABD, Çek Cumhuriyeti, Çin, Finlandiya, İsrail, İtalya, Kanada, Kore ve Tayvan’da bulunan yapı endüstri merkezi acenteleri aracılığıyla da yabancı firma katılımı gerçekleşiyor.
10 bin ürün sergilenecek
Kaba yapı malzemelerinden, bitirme işlerine, banyo-mutfak donatımlarından, döşeme kaplamalarına, yapı ile ilgili bilgisayar yazılımlarından yalıtıma kadar çok farklı alanda ürün ve hizmet üreten firmalar, fuarda bir araya gelecek. Turkeybuild 2008’de 10 bin 266 ürün ve bin 282 ürün çeşidi sergilenecek. Yapı Endüstri Merkezi (YEM) Genel Müdürü Güven Cantürk, Türk inşaat malzemesi ve Türk müteahhitlik sektörünün son yıllarda uluslararası piyasalarda önemli mesafeler katettiğini belirterek, birçok inşaat malzemesinin üretiminde Türkiye’nin, Avrupa’da ya da dünyada ilk beşte yer aldığını vurguladı. Sektörün son üç yılda yüzde 35 oranında büyüdüğünü dile getiren Cantürk, yüzlerce çeşit mal ve hizmet üretimi ile doğrudan bağlantısı, yoğun işgücü kullanımı ve sosyo ekonomik refah düzeyine olan katkısı nedeniyle ekonomik yapı içerisinde ayrı bir yere ve öneme sahip olan inşaat sektörü, yarattığı katma değer ve istihdam açısından Türkiye ekonomisinin de lokomotifi olduğunu ifade etti.
İhracat eğilimli sürer
Cantürk, Türk inşaat malzemesi ve Türk müteahhitlik sektörünün son yıllarda uluslararası piyasalarda önemli mesafeler katettiğine de değinerek, birçok inşaat malzemesinin üretiminde Türkiye’nin, Avrupa’da ya da dünyada ilk beşte yer aldığını vurguladı. Özellikle uluslararası piyasalardaki hareketliliğin, Türk ekonomisini de etkilediğini kaydeden Cantürk, "Ekonominin en büyük bileşeni yapı sektörü de bu etkilenmeden payına düşeni alıyor. Ancak orta ve uzun vadede, devam eden konut ihtiyacının giderilmesi paralelinde Türk yapı sektörü hareketli olacak. Türk yapı malzemesi sektöründe de özellikle ihracatın artması eğiliminin devam edeceğini umut ediyoruz" dedi.
Yurtdışından heyetler geliyor
Uluslararası Yapı/Turkeybuild 2008 İstanbul Fuarı tanıtımı için yürütülen çalışmalar sonucunda, Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı Alım Heyeti programı ve TOBB Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu desteği ile fuara 16 yabancı ülkenin inşaat yatırımlarından sorumlu alım heyetinin katılımı gerçekleşiyor. Heyetlerin katılımı Başbakanlık Dış Ticaret Müsteşarlığı koordinatörlüğünde, İstanbul Maden ve Metaller İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği (İMMİB) ile Orta Anadolu İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliği (OAİB) organizatörlüğünde gerçekleştiriliyor.
En iyi stand ödülü
Seminer, film gösterimi, panel, ödül töreni gibi çeşitli etkinliklerin de yer alacağı fuarda, tüm fuar katılımcıları arasında geleneksel olarak düzenlenen ’Amacına En Uygun Hazırlanmış Stand Ödülleri’ de, sahiplerini bulacak. Son yıllarda uluslararası katılımcı firmaların daha da fazla ilgi gösterdiği fuarda, ABD, Çek Cumhuriyeti, Çin, Finlandiya, İsrail, İtalya, Kanada, Kore ve Tayvan’da bulunan yapı endüstri merkezi acenteleri aracılığıyla da yabancı firma katılımı gerçekleşiyor.
Demirde Çin-Dubai oyunu
Anadolu Yapım Müteahhitleri Federasyonu Başkanı İsmail Babacan, demirdeki fiyat artışına Çin ve Dubai’nin sebep olduğunu söyledi. Babacan, son 4 ayda demir fiyatlarındaki artışın yüzde 100’e yaklaştığını söyledi. Bu artışta Çin’e yapılan, navlut ücretlerindeki demir cevheri ve hurda ihracatının etkisinin olduğunu belirten Babacan, “Çin, caydırıcı vergiler koyarak demir-çelik ihracatını kısıtladı. Bu da Türkiye’de demir-çelik fiyatının artmasında etkili oldu. En yüksek fiyatla ihracat yapan Dubai ise İspanya, Romanya, Bulgaristan, Lübnan ve Singapur’dan talep gelince rakam yükseltti” dedi.
“Spekülasyona el konulmalı”
Ülkedeki demir fiyatlarının yurtdışı piyasalara ve özellikle dolara endeksli olduğunu ancak dolarda ve dış piyasada bu denli bir artış olmadığına göre ‘serbest piyasadaki’ bu gelişmenin nasıl açıklanacağını merak ettiklerini söyleyen Babacan, “Ülkemizdeki ve dünyadaki tüm ekonomik göstergeler bu artışın suni ve spekülatif amaçlı olduğunu göstermektedir. Bu gelişme, üretici firmaların piyasa fiyatlarının belirlenmesinde birlikte hareket ettikleri yönünde bir kuşkuya da yol açmaktadır ki bu durumda Rekabet Kurumu’nun olaya el koyması gerekiyor” dedi. Babacan, federasyon olarak kendilerine bağlı Adana, Mersin, Kayseri, Gaziantep Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Malatya ve Hatay’da 15-30 Mayıs tarihleri arasında iş durdurma tavsiye kararı aldıklarını da söyledi.
“Spekülasyona el konulmalı”
Ülkedeki demir fiyatlarının yurtdışı piyasalara ve özellikle dolara endeksli olduğunu ancak dolarda ve dış piyasada bu denli bir artış olmadığına göre ‘serbest piyasadaki’ bu gelişmenin nasıl açıklanacağını merak ettiklerini söyleyen Babacan, “Ülkemizdeki ve dünyadaki tüm ekonomik göstergeler bu artışın suni ve spekülatif amaçlı olduğunu göstermektedir. Bu gelişme, üretici firmaların piyasa fiyatlarının belirlenmesinde birlikte hareket ettikleri yönünde bir kuşkuya da yol açmaktadır ki bu durumda Rekabet Kurumu’nun olaya el koyması gerekiyor” dedi. Babacan, federasyon olarak kendilerine bağlı Adana, Mersin, Kayseri, Gaziantep Kahramanmaraş, Şanlıurfa, Malatya ve Hatay’da 15-30 Mayıs tarihleri arasında iş durdurma tavsiye kararı aldıklarını da söyledi.
Üretim Süreci ve Sonrasında Kalite Bütünlüğü Şart
Efektif Gayrimenkul Genel Müdürü Cem Dolunay, diğer sektörlerde olduğu gibi konut setöründe de markalaşmanın önemine dikkat çekerek marka olmak için kurumsal altyapının tamamlanması gerektiğini belirtti.
Üretilen konut projelerinin nitelik bakımından iyi özelliklere sahip olması ve müşteride güven uyandırması, marka olma yolundaki ilk süreç.
Üretim süreçlerindeki kalite anlayışı ile üretim sonrasında müşteriye verilen hizmetin kalitesi bütünlük sağlamalı. Konut sektöründe marka olmanın getirisi şüphesiz ki güvenilirlik kazanmak. Güven ise kurumsal itibarın en önemli girdilerinden biri. Buna bağlı olarak marka olan firmaların ürettiği konut projelerine olan talep artacak
ve rekabet üstünlüğü sağlanacak.
Türkiye'de markalaşmaya verilen önem gittikçe artmakta ve Türk tüketicileri de beklentilerine cevap verecek konut projelerine yönlenmekte.
“Kalite bizim vazgeçilmezimiz. Konut satın alma konusunun tamamen güven ile ilgili olduğu inancındayız. Kurumsal bir yapıya sahip olan ve sektörde deneyime sahip firmalar, konut alıcıları için tehlike arz etmiyor. Risk, kurumsal olmayan firmaların gerçekleştirme vaadi verdiği projeler için geçerli. 2007 yılında tüketiciler daha seçici oldular. Biz Efektif olarak markaya ve kurumsallığa önem veriyoruz. Çağdaş, konforlu evler sunmanın ötesinde, eve yatırılan paranın bir yatırım değeri oluşturmasına dikkat ediyoruz, bunun için de kalite bizim vazgeçilmezimiz. Efektif olarak konut projeleri dışında, AVM'ler, depolama alanları, teknolojik binalar, özel antrepolar yapmak ve hayata geçirmek istiyoruz. Çok ve sıradan iş yaparak hızla büyümek yerine, kaliteli ve ses getiren projelerle efektif çalışmaya özen gösterip sağlıklı büyümeyi hedefliyoruz.”
“Tüm projelerimizde önceliğimiz, müşterilerimizin ihtiyaç ve beklentilerini karşılayan çağdaş yaşam alanları sunmak. Projelerimizden konut satın alanlar, sadece konut sahibi olmakla kalmıyor, aynı zamanda günlük yaşamın ihtiyaçlarından olan sosyal ve güvenli bir yaşam biçimine de kavuşuyorlar. İster maket üzerinden satış yapılsın ister başka yolla, önemli olan, inşaat firmasının sektörde ve müşterilerin gözünde sağladığı güven. Firma bu güveni sağlamışsa, zaten insanlar gönül rahatlığıyla dairelerini satın alırlar. Bu da sadece marka ve kalite ile sağlanabilir. Efektif Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım A.Ş. üretimin, yatırımın bir uzmanlık alanı olduğunu bilerek, projelerini bu anlayışla hayata geçirmekle aslında Türkiye'de bir ilki gerçekleştirmekte.”
Efektif Gayrimenkul'ün "Blox Haliç" projesi Kağıthane'de bulunan ve iki parselden oluşan 10 bin 128 metrekarelik arsa üzerinde gerçekleşecek. “Sade, estetik ve yalın bir mimari anlayışıyla çalıştık. Projenin tasarımını Ağa Han ödüllü mimar Han Tümertekin gerçekleştirdi.” Blox Haliç'te, ortak kullanıma yönelik, açık havuz, kafeterya, fitness center, saunalar, soyunma odaları, çok amaçlı salon olmak üzere sosyal alanlar bulunuyor.
Üretilen konut projelerinin nitelik bakımından iyi özelliklere sahip olması ve müşteride güven uyandırması, marka olma yolundaki ilk süreç.
Üretim süreçlerindeki kalite anlayışı ile üretim sonrasında müşteriye verilen hizmetin kalitesi bütünlük sağlamalı. Konut sektöründe marka olmanın getirisi şüphesiz ki güvenilirlik kazanmak. Güven ise kurumsal itibarın en önemli girdilerinden biri. Buna bağlı olarak marka olan firmaların ürettiği konut projelerine olan talep artacak
ve rekabet üstünlüğü sağlanacak.
Türkiye'de markalaşmaya verilen önem gittikçe artmakta ve Türk tüketicileri de beklentilerine cevap verecek konut projelerine yönlenmekte.
“Kalite bizim vazgeçilmezimiz. Konut satın alma konusunun tamamen güven ile ilgili olduğu inancındayız. Kurumsal bir yapıya sahip olan ve sektörde deneyime sahip firmalar, konut alıcıları için tehlike arz etmiyor. Risk, kurumsal olmayan firmaların gerçekleştirme vaadi verdiği projeler için geçerli. 2007 yılında tüketiciler daha seçici oldular. Biz Efektif olarak markaya ve kurumsallığa önem veriyoruz. Çağdaş, konforlu evler sunmanın ötesinde, eve yatırılan paranın bir yatırım değeri oluşturmasına dikkat ediyoruz, bunun için de kalite bizim vazgeçilmezimiz. Efektif olarak konut projeleri dışında, AVM'ler, depolama alanları, teknolojik binalar, özel antrepolar yapmak ve hayata geçirmek istiyoruz. Çok ve sıradan iş yaparak hızla büyümek yerine, kaliteli ve ses getiren projelerle efektif çalışmaya özen gösterip sağlıklı büyümeyi hedefliyoruz.”
“Tüm projelerimizde önceliğimiz, müşterilerimizin ihtiyaç ve beklentilerini karşılayan çağdaş yaşam alanları sunmak. Projelerimizden konut satın alanlar, sadece konut sahibi olmakla kalmıyor, aynı zamanda günlük yaşamın ihtiyaçlarından olan sosyal ve güvenli bir yaşam biçimine de kavuşuyorlar. İster maket üzerinden satış yapılsın ister başka yolla, önemli olan, inşaat firmasının sektörde ve müşterilerin gözünde sağladığı güven. Firma bu güveni sağlamışsa, zaten insanlar gönül rahatlığıyla dairelerini satın alırlar. Bu da sadece marka ve kalite ile sağlanabilir. Efektif Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım A.Ş. üretimin, yatırımın bir uzmanlık alanı olduğunu bilerek, projelerini bu anlayışla hayata geçirmekle aslında Türkiye'de bir ilki gerçekleştirmekte.”
Efektif Gayrimenkul'ün "Blox Haliç" projesi Kağıthane'de bulunan ve iki parselden oluşan 10 bin 128 metrekarelik arsa üzerinde gerçekleşecek. “Sade, estetik ve yalın bir mimari anlayışıyla çalıştık. Projenin tasarımını Ağa Han ödüllü mimar Han Tümertekin gerçekleştirdi.” Blox Haliç'te, ortak kullanıma yönelik, açık havuz, kafeterya, fitness center, saunalar, soyunma odaları, çok amaçlı salon olmak üzere sosyal alanlar bulunuyor.
TAV'a Abu Dabi'den ikinci davet
TAV Havalimanları Holding, Abu Dabi Havalimanı projesinde ikinci teklifi vermeye davet edildi. TAV Havalimanları Holding'den açıklama yapıldı.
Açıklamada, 24 Aralık 2007 tarihli özel durum açıklamasında, TAV Havalimanları'nın, Abu Dabi Airports (ADAC) tarafından, teklif vermek üzere davet edildiği Abu Dhabi Uluslararası Havalimanı'nın kamu özel sektör (PPP) işbirliği adı altında geliştirme projesi için yapılacak iki aşamalı değerlendirme sürecinin ilk aşamasına, diğer katılımcıların yanı sıra, tek başına teklif verdiğinin 14 Mart tarihli özel durum açıklamasıyla duyurulduğu hatırlatıldı.
İMKB'ye yapılan açıklamada, söz konusu proje için şirketin vermiş olduğu ilk aşama teklifin, ADAC tarafından yeterli görülen üç tekliften birisi olarak seçildiği ve şirketin ikinci (son aşama) teklifini vermek üzere davet edildiği kaydedildi.
'Rüzgâr doğru yerden'
Daha önce düzenlediği basın toplantısında TAV Havalimanları Holding'in 10 yılda 10 havalimanı hedefiyle 1997 yılında yola çıktığını anlatan TAV Havalimanları Holding İcra Kurulu Başkanı Sani Şener şunları söylemişti: "2008'de sekiz havalimanına ulaştık. Bu yıl iki havalimanını da portföyümüze katarak hedefe ulaşacağız.
Bu çok önemli 2017'de tüm havalimanlarımızda toplam ortalama 100 milyon yolcu sayısına ulaşacağız. Şu anda organik büyüyerek 2017'de 65 milyonu zaten buluruz. Demek ki 35 milyon yolcu getiren ingorganik büyümeyle bu rakama ulaşacağız. Çek Cumhuriyeti'nin birasıyla ünlü Pilsen şehrinin havalimanını ve Almanya'nın Lahr Havalimanı'nın yapımı ve işletmesini devralıyoruz. Bu iki havalimanı da ortağımız Bab Cock and Brown'a ait. Havalimanlarına da yüzde 50 ortak olup, yapıp işleteceğiz. Bunun dışında Abu Dabi Havalimanı ihalesine davet aldık. Çok büyük bir proje 4-5 milyar dolarlık. Kazanacağımıza inanıyorum. Yılda iki veya üç tane havalimanını portföyümüze katmaya planlıyoruz. Çünkü bizim sektör için rüzgâr doğru yönde esiyor. Biz de ona göre yelkenlerimizi açmış vaziyetteyiz."
Ülke sayısını artırıyor
TAV, Türkiye'de İstanbul Atatürk, Ankara Esenboğa İç ve Dış Hatlar ile İzmir Adnan Menderes Dış Hatlar'ı, yurtdışında ise Gürcistan'ın Tiflis ve Batum, Tunus'un Monastir Habib Bourguiba Uluslararası Havalimanı'nı işletiyor. TAV, Antalya Gazipaşa Havaalanı ile Tunus'un Enfidha Zine Abidine Ben Ali Uluslararası Havalimanı'nın işletme hakkını da elinde bulunduruyor.
Açıklamada, 24 Aralık 2007 tarihli özel durum açıklamasında, TAV Havalimanları'nın, Abu Dabi Airports (ADAC) tarafından, teklif vermek üzere davet edildiği Abu Dhabi Uluslararası Havalimanı'nın kamu özel sektör (PPP) işbirliği adı altında geliştirme projesi için yapılacak iki aşamalı değerlendirme sürecinin ilk aşamasına, diğer katılımcıların yanı sıra, tek başına teklif verdiğinin 14 Mart tarihli özel durum açıklamasıyla duyurulduğu hatırlatıldı.
İMKB'ye yapılan açıklamada, söz konusu proje için şirketin vermiş olduğu ilk aşama teklifin, ADAC tarafından yeterli görülen üç tekliften birisi olarak seçildiği ve şirketin ikinci (son aşama) teklifini vermek üzere davet edildiği kaydedildi.
'Rüzgâr doğru yerden'
Daha önce düzenlediği basın toplantısında TAV Havalimanları Holding'in 10 yılda 10 havalimanı hedefiyle 1997 yılında yola çıktığını anlatan TAV Havalimanları Holding İcra Kurulu Başkanı Sani Şener şunları söylemişti: "2008'de sekiz havalimanına ulaştık. Bu yıl iki havalimanını da portföyümüze katarak hedefe ulaşacağız.
Bu çok önemli 2017'de tüm havalimanlarımızda toplam ortalama 100 milyon yolcu sayısına ulaşacağız. Şu anda organik büyüyerek 2017'de 65 milyonu zaten buluruz. Demek ki 35 milyon yolcu getiren ingorganik büyümeyle bu rakama ulaşacağız. Çek Cumhuriyeti'nin birasıyla ünlü Pilsen şehrinin havalimanını ve Almanya'nın Lahr Havalimanı'nın yapımı ve işletmesini devralıyoruz. Bu iki havalimanı da ortağımız Bab Cock and Brown'a ait. Havalimanlarına da yüzde 50 ortak olup, yapıp işleteceğiz. Bunun dışında Abu Dabi Havalimanı ihalesine davet aldık. Çok büyük bir proje 4-5 milyar dolarlık. Kazanacağımıza inanıyorum. Yılda iki veya üç tane havalimanını portföyümüze katmaya planlıyoruz. Çünkü bizim sektör için rüzgâr doğru yönde esiyor. Biz de ona göre yelkenlerimizi açmış vaziyetteyiz."
Ülke sayısını artırıyor
TAV, Türkiye'de İstanbul Atatürk, Ankara Esenboğa İç ve Dış Hatlar ile İzmir Adnan Menderes Dış Hatlar'ı, yurtdışında ise Gürcistan'ın Tiflis ve Batum, Tunus'un Monastir Habib Bourguiba Uluslararası Havalimanı'nı işletiyor. TAV, Antalya Gazipaşa Havaalanı ile Tunus'un Enfidha Zine Abidine Ben Ali Uluslararası Havalimanı'nın işletme hakkını da elinde bulunduruyor.
İnşaat sektörü alarm veriyor!
İnşaat hem ekonominin hem de istihdamın lokomotif sektörü sayılır. Bu sektördeki hareketlilik, çimentodan demire, fayanstan cama, ahşaptan vanaya kadar çok sayıda iş koluna canlılık kazandırır, aynı zamanda istihdama da çok önemli bir katkı sağlar.
Böylesine önemli olan inşaat sektöründen uzun süredir olumsuz sinyaller geliyordu. Dün BTSO Yönetim Kurulu Başkanvekili Ali Hazır yaptığı açıklamalarla ortaya çok ciddi bir tablo koydu ve açık açık sektörde tehlike çanlarının çaldığını ve durgunluğun eşiğine gelindiğini söyledi.
Konuştuğumuzda Hazır, demir satış firması sahibi ve BTSO meclis üyesi İsmail Ulubey'le birlikteydi. Daha sonra. Sektörü tam bir kıskaca sokan demir zamlarını Ulubey'le konuştuk. Ama önce Hazır`ın çarpıcı açıklamalarını vereyim.
"İflaslar olacak..."
Bakın Hazır inşaat sektörünü durgunluğa sürükleyen sorunlarla ilgili neler söyledi: "İnşaat sektöründe temel girdilerin başında demir geliyor. Demir fiyatına ise sürekli zam yapılıyor. Şu anda bin 850 YTL olan demir fiyatının yakın zamanda 2 bin 200 YTL'ye kadar çıkacağı ve hatta bu fiyata bile demir bulunamayacağı söyleniyor.
Demir fiyatındaki bu tırmanış devam ederken şimdi bir de beton fiyatına yüzde 10 oranında zam geldi. Böylece sektör tam bir kıskaç içine girdi. Sektörde herkes diken üstünde. Bu koşullar altında başlayan inşaatlar tamamlanmaz. Taahhütlerin yerine getirilmesi mümkün değil. Zamlar yüzünden müteahhitler iş bırakma ve hatta teminatlarını dahi yakma noktasına kadar geldi. Dolayısıyla çok büyük sorunlar ortaya çıkacak. İşler duracağından çok kişi işsiz kalacak. Bu durumda hükümetin çok önem verdiği TOKİ inşaatları da devam edemez. Çok süratli bir şekilde tedbir alınması lazım. Ben sektörün ciddi bir durgunluk içine gireceğini düşünüyorum. Bırakın 'olabilir mi'yi, kesinlikle iflaslar olabilir ve olacak. Binlerce inşaat firması bu işten çıkacak. Çok sayıda işçi işsiz kalacak. Bu yüzden inşaat müteahhitleri ve firmalarının kayıtlı bulunduğu BTSO Sanayi 12 Meslek Komitesini Salı günü acil toplantıya çağırdık. Toplantıda bir durum değerlendirmesi arkasından neler yapılabileceğini belirlemeye çalışacağız. Sesimizi hükümete duyurmaya çalışacağız. Böyle giderse taahhüt altına giren firmalar batar. Dengenin mutlaka sağlanması ve tedbir alınması gerekir."
"Günde 2 kez fiyat değişiyor..."
Hazır'ın ardından konuştuğum İsmail Ulubey de şunları söyledi: "Demir fiyatları çok istikrarsız. Günde altın gibi fiyatının 2 kez değiştiği oluyor. Sabah ayrı, öğleden sonra ayrı fiyat açıklanıyor. Kasım ayında demir fiyatı 900 YTL'ydi, şimdi bin 850 YTL. Son 6 ayda gelen zam oranı yüzde 100'ün üzerinde. Üstelik bu zamların nerede duracağı da belli değil. Fiyatlar hep yükseliyor. Sattığımız fiyata yerine mal koyamıyoruz. Biz de zor durumdayız. Bir hafta önce bin 550 YTL'den sattığım demiri bir hafta sonra bin 780 YTL'den aldım. Zamlara yetişebilmek mümkün değil. Böyle olunca biz de demir talep edenlere günlük fiyat veriyoruz.
Demir fiyatındaki bu artış dış talep yoğunluğundan oluyor. Talep arttıkça iç piyasa fiyatları da artıyor. İç piyasaya demir veren iki fabrika var. Diğerleri hep ihracata çalışıyor. Eskiden fiyatları Karabük Demir Çelik tesisleri belirlerdi, şimdi özel sektör belirliyor. Dışarıya bin 100-bin 200 dolardan demir satılıyor. O fiyatta içeriye yansıyor. Daha geçen hafta Katar'a 100 bin ton demir ihracat bağlantısı yapıldı. Talep çok büyük."
"Çimentoya da zam gelebilir..."
Zamlar konusunda dün Bursa Çimento Genel Koordinatörü Burhan Evcil'in de görüşünü aldım. Evcil "Çimentoda henüz zam yok ama betonda yüzde 10 oranında oldu. Biz 14 aydır fiyat ayarlaması yapmamıştık. Bu süre içinde motorin, kömür ve işçilik ücretlerinde önemli artışlar oldu. Bu artışlar betona yansıtıldı. Girdi maliyetlerindeki bu artışları iç talep daralmasından çimento fiyatlarımıza yansıtamadık. Çimentoya zam konusunu henüz konuşmadık ama yapılabilir de. Çimentoya da zam gelebilir. Ancak 'yarın yapacak mısınız' derseniz, bu şu anda gündemimizde yok" dedi.
Bu durumda; Çimentoya zam kapısının aralık bırakıldığı anlaşılıyor. Yani şimdilik tarihi belli değil. Çimentoya da zam gelirse ki, o da kaçınılmaz görünüyor; işte o zaman sektörden imdat çığlıkları daha yüksek sesle çıkmaya başlayacak!
Böylesine önemli olan inşaat sektöründen uzun süredir olumsuz sinyaller geliyordu. Dün BTSO Yönetim Kurulu Başkanvekili Ali Hazır yaptığı açıklamalarla ortaya çok ciddi bir tablo koydu ve açık açık sektörde tehlike çanlarının çaldığını ve durgunluğun eşiğine gelindiğini söyledi.
Konuştuğumuzda Hazır, demir satış firması sahibi ve BTSO meclis üyesi İsmail Ulubey'le birlikteydi. Daha sonra. Sektörü tam bir kıskaca sokan demir zamlarını Ulubey'le konuştuk. Ama önce Hazır`ın çarpıcı açıklamalarını vereyim.
"İflaslar olacak..."
Bakın Hazır inşaat sektörünü durgunluğa sürükleyen sorunlarla ilgili neler söyledi: "İnşaat sektöründe temel girdilerin başında demir geliyor. Demir fiyatına ise sürekli zam yapılıyor. Şu anda bin 850 YTL olan demir fiyatının yakın zamanda 2 bin 200 YTL'ye kadar çıkacağı ve hatta bu fiyata bile demir bulunamayacağı söyleniyor.
Demir fiyatındaki bu tırmanış devam ederken şimdi bir de beton fiyatına yüzde 10 oranında zam geldi. Böylece sektör tam bir kıskaç içine girdi. Sektörde herkes diken üstünde. Bu koşullar altında başlayan inşaatlar tamamlanmaz. Taahhütlerin yerine getirilmesi mümkün değil. Zamlar yüzünden müteahhitler iş bırakma ve hatta teminatlarını dahi yakma noktasına kadar geldi. Dolayısıyla çok büyük sorunlar ortaya çıkacak. İşler duracağından çok kişi işsiz kalacak. Bu durumda hükümetin çok önem verdiği TOKİ inşaatları da devam edemez. Çok süratli bir şekilde tedbir alınması lazım. Ben sektörün ciddi bir durgunluk içine gireceğini düşünüyorum. Bırakın 'olabilir mi'yi, kesinlikle iflaslar olabilir ve olacak. Binlerce inşaat firması bu işten çıkacak. Çok sayıda işçi işsiz kalacak. Bu yüzden inşaat müteahhitleri ve firmalarının kayıtlı bulunduğu BTSO Sanayi 12 Meslek Komitesini Salı günü acil toplantıya çağırdık. Toplantıda bir durum değerlendirmesi arkasından neler yapılabileceğini belirlemeye çalışacağız. Sesimizi hükümete duyurmaya çalışacağız. Böyle giderse taahhüt altına giren firmalar batar. Dengenin mutlaka sağlanması ve tedbir alınması gerekir."
"Günde 2 kez fiyat değişiyor..."
Hazır'ın ardından konuştuğum İsmail Ulubey de şunları söyledi: "Demir fiyatları çok istikrarsız. Günde altın gibi fiyatının 2 kez değiştiği oluyor. Sabah ayrı, öğleden sonra ayrı fiyat açıklanıyor. Kasım ayında demir fiyatı 900 YTL'ydi, şimdi bin 850 YTL. Son 6 ayda gelen zam oranı yüzde 100'ün üzerinde. Üstelik bu zamların nerede duracağı da belli değil. Fiyatlar hep yükseliyor. Sattığımız fiyata yerine mal koyamıyoruz. Biz de zor durumdayız. Bir hafta önce bin 550 YTL'den sattığım demiri bir hafta sonra bin 780 YTL'den aldım. Zamlara yetişebilmek mümkün değil. Böyle olunca biz de demir talep edenlere günlük fiyat veriyoruz.
Demir fiyatındaki bu artış dış talep yoğunluğundan oluyor. Talep arttıkça iç piyasa fiyatları da artıyor. İç piyasaya demir veren iki fabrika var. Diğerleri hep ihracata çalışıyor. Eskiden fiyatları Karabük Demir Çelik tesisleri belirlerdi, şimdi özel sektör belirliyor. Dışarıya bin 100-bin 200 dolardan demir satılıyor. O fiyatta içeriye yansıyor. Daha geçen hafta Katar'a 100 bin ton demir ihracat bağlantısı yapıldı. Talep çok büyük."
"Çimentoya da zam gelebilir..."
Zamlar konusunda dün Bursa Çimento Genel Koordinatörü Burhan Evcil'in de görüşünü aldım. Evcil "Çimentoda henüz zam yok ama betonda yüzde 10 oranında oldu. Biz 14 aydır fiyat ayarlaması yapmamıştık. Bu süre içinde motorin, kömür ve işçilik ücretlerinde önemli artışlar oldu. Bu artışlar betona yansıtıldı. Girdi maliyetlerindeki bu artışları iç talep daralmasından çimento fiyatlarımıza yansıtamadık. Çimentoya zam konusunu henüz konuşmadık ama yapılabilir de. Çimentoya da zam gelebilir. Ancak 'yarın yapacak mısınız' derseniz, bu şu anda gündemimizde yok" dedi.
Bu durumda; Çimentoya zam kapısının aralık bırakıldığı anlaşılıyor. Yani şimdilik tarihi belli değil. Çimentoya da zam gelirse ki, o da kaçınılmaz görünüyor; işte o zaman sektörden imdat çığlıkları daha yüksek sesle çıkmaya başlayacak!
Çimento ihracatı yüzde 17,4 arttı
Türkiye'nin 2007 yılı çimento üretim ve ihracatı, önceki yıla göre artış gösterdi. Türkiye'nin 2007 yılı çimento, klinker üretimi ve ihracat rakamları Türkiye Çimento Müstahsilleri Birliği tarafından açıklandı. Buna göre tamamı özel sektöre ait fabrikalarda geçen yıl 49 milyon 265 bin 880 ton çimento üretildi. Aynı dönemde üretimin 6 milyon 619 bin 842 tonluk bölümü ihraç edildi.
2006 yılında ise Türkiye'nin toplam çimento üretimi 47 milyon 409 bin 159, çimento ihracatı ise 5 milyon 638 bin 351 ton düzeyinde gerçekleşmişti.
Böylece 2007 yılında çimento üretimi, önceki yıla kıyasla yüzde 3,9, çimento ihracatı ise yüzde 17,4 artmış oldu. 2007 yılında üretimi gerçekleştirilen 49 milyon 265 bin 880 tonluk çimentonun büyük bölümü, yine geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi Marmara bölgesindeki fabrikalardan elde edildi.
14 milyon 530 bin 138 ton üretimin yapıldığı bu bölgeyi, 8 milyon 373 bin 585 tonla İç Anadolu bölgesi, 6 milyon 979 bin 390 tonla Akdeniz bölgesi izledi.
2006 yılında ise Türkiye'nin toplam çimento üretimi 47 milyon 409 bin 159, çimento ihracatı ise 5 milyon 638 bin 351 ton düzeyinde gerçekleşmişti.
Böylece 2007 yılında çimento üretimi, önceki yıla kıyasla yüzde 3,9, çimento ihracatı ise yüzde 17,4 artmış oldu. 2007 yılında üretimi gerçekleştirilen 49 milyon 265 bin 880 tonluk çimentonun büyük bölümü, yine geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi Marmara bölgesindeki fabrikalardan elde edildi.
14 milyon 530 bin 138 ton üretimin yapıldığı bu bölgeyi, 8 milyon 373 bin 585 tonla İç Anadolu bölgesi, 6 milyon 979 bin 390 tonla Akdeniz bölgesi izledi.
Köylerde İzinsiz Yapı Yasak
Haber: Köylerde İzinsiz Yapı Yasak
Resmi büyütmek için tıklayın
İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Mustafa Yılmaz, Kıyı Şeridinde ve Belediye Sınırları Dışında Kalan Köylerde İzinsiz Mesken veya Binanın Yapılmasının Yasak Olduğunu Açıkladı.
İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Mustafa Yılmaz, kıyı şeridinde ve belediye sınırları dışında kalan köylerde izinsiz mesken veya binanın yapılmasının yasak olduğunu açıkladı.
İl Genel Meclisi Mayıs ayı 3. birleşim toplantısında konuşan Mustafa Yılmaz, kaçak yapılaşmayla ilgili mevzuat hakkında meclis üyelerine bilgi verdi. İl Özel İdarelerinin her geçen gün yeni çalışma alanlarıyla karşılaştığı bir dönemde geçtiğini belirten Yılmaz, 2005 yılından itibaren Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü bünyesinde İmar Şube Müdürlüğü biriminin İl Özel İdaresi yönetim ve denetimi altında çalıştığını hatırlattı. Bu birimin esas faaliyet alanlarının belediye mücavir alan sınırları dışında kalan yerleşim yerlerinden olan köy ve kıyı şeritleri olduğunu ifade eden Yılmaz, "Söz konusu alanlarda yapılaşmalarla ilgili olarak mevzuatın kesin uyulması gereken kuralları var. Kıyı şeride ve köylerdeki kaçak yapıların önlenmesi bizim görevimiz" dedi.
"ARTIK 'BEN YAPTIM OLDU' DEVRİ BİTTİ" Yıllardır bununla ilgili kararlar alındığını, ancak bazı nedenlerden dolayı yıkımın gerçekleşmediğini, bunun da devletin gücünün zayıflamış gibi görüldüğünü dile getiren Yılmaz, "Kaçak bir inşaat görevlilerimizce gidip mühürleniyor ve cezalar yazılıyor. Gerekirse yıkım kararı çıkarılıyor. Ancak uygulama noktasına geldiğimizde, yıkımlar herhangi bir nedenle gerçekleştirilemediği için kamunun engelleme gücü zayıflamış gibi görülüyor. Vatandaşımızda bu aşamada şu düşünceye kapılıyor. 'Ben yaparım olur. Cezamı öderim, mühür vurulur, sonra ben nasıl olsa açarım elektrik ve suyumu da alırım.’ Ancak yanıldıkları bir nokta var, artık bu devir geçti. Adrese dayalı veri tabanında kayıtların hepsi görülüyor. Artık böyle bir olayın gerçekleşmesi mümkün değil" diye konuştu.
"İZİNSİZ ÇİVİ ÇAKILMAYACAK" Amaçlarının vatandaş mağdur etmek değil, yanlış iş yapmasını engellemek olduğunu vurgulayan Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Amacımız önceden bilinçlendirmek ve vatandaşlarımızın eğitimini tamamlamaktır. Bu doğrultuda yakın bir zamanda yaptığımız incelemeler ve işlemler sonucunda, Perşembe Yason Burnu'nda bir yıkım işlemini gerçekleştirdik. Vatandaşımız bunu gördüğünde, gelip ruhsatını almadan, izin işlemlerini yapmadan, evrakını tanzim etmeden bir çivi çakmayacağını anlamıştır. Artık bundan sonra gerek kıyı şeridin de gerekse belediye sınırları dışında kalan kırsalda hiç kimse izinsiz olarak mesken ya da bina yapmasın. Yaparlarsa cezai işleme tabi olacaklarını unutmasınlar. Ancak genelgenin de uygulanması bir süreç işidir zaman içerisinden bunlar gerçekleşecektir. Halkın bu konuda bilinçlenmesini sağlamak asıl görevimizdir."
Resmi büyütmek için tıklayın
İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Mustafa Yılmaz, Kıyı Şeridinde ve Belediye Sınırları Dışında Kalan Köylerde İzinsiz Mesken veya Binanın Yapılmasının Yasak Olduğunu Açıkladı.
İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Mustafa Yılmaz, kıyı şeridinde ve belediye sınırları dışında kalan köylerde izinsiz mesken veya binanın yapılmasının yasak olduğunu açıkladı.
İl Genel Meclisi Mayıs ayı 3. birleşim toplantısında konuşan Mustafa Yılmaz, kaçak yapılaşmayla ilgili mevzuat hakkında meclis üyelerine bilgi verdi. İl Özel İdarelerinin her geçen gün yeni çalışma alanlarıyla karşılaştığı bir dönemde geçtiğini belirten Yılmaz, 2005 yılından itibaren Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü bünyesinde İmar Şube Müdürlüğü biriminin İl Özel İdaresi yönetim ve denetimi altında çalıştığını hatırlattı. Bu birimin esas faaliyet alanlarının belediye mücavir alan sınırları dışında kalan yerleşim yerlerinden olan köy ve kıyı şeritleri olduğunu ifade eden Yılmaz, "Söz konusu alanlarda yapılaşmalarla ilgili olarak mevzuatın kesin uyulması gereken kuralları var. Kıyı şeride ve köylerdeki kaçak yapıların önlenmesi bizim görevimiz" dedi.
"ARTIK 'BEN YAPTIM OLDU' DEVRİ BİTTİ" Yıllardır bununla ilgili kararlar alındığını, ancak bazı nedenlerden dolayı yıkımın gerçekleşmediğini, bunun da devletin gücünün zayıflamış gibi görüldüğünü dile getiren Yılmaz, "Kaçak bir inşaat görevlilerimizce gidip mühürleniyor ve cezalar yazılıyor. Gerekirse yıkım kararı çıkarılıyor. Ancak uygulama noktasına geldiğimizde, yıkımlar herhangi bir nedenle gerçekleştirilemediği için kamunun engelleme gücü zayıflamış gibi görülüyor. Vatandaşımızda bu aşamada şu düşünceye kapılıyor. 'Ben yaparım olur. Cezamı öderim, mühür vurulur, sonra ben nasıl olsa açarım elektrik ve suyumu da alırım.’ Ancak yanıldıkları bir nokta var, artık bu devir geçti. Adrese dayalı veri tabanında kayıtların hepsi görülüyor. Artık böyle bir olayın gerçekleşmesi mümkün değil" diye konuştu.
"İZİNSİZ ÇİVİ ÇAKILMAYACAK" Amaçlarının vatandaş mağdur etmek değil, yanlış iş yapmasını engellemek olduğunu vurgulayan Yılmaz, sözlerine şöyle devam etti: "Amacımız önceden bilinçlendirmek ve vatandaşlarımızın eğitimini tamamlamaktır. Bu doğrultuda yakın bir zamanda yaptığımız incelemeler ve işlemler sonucunda, Perşembe Yason Burnu'nda bir yıkım işlemini gerçekleştirdik. Vatandaşımız bunu gördüğünde, gelip ruhsatını almadan, izin işlemlerini yapmadan, evrakını tanzim etmeden bir çivi çakmayacağını anlamıştır. Artık bundan sonra gerek kıyı şeridin de gerekse belediye sınırları dışında kalan kırsalda hiç kimse izinsiz olarak mesken ya da bina yapmasın. Yaparlarsa cezai işleme tabi olacaklarını unutmasınlar. Ancak genelgenin de uygulanması bir süreç işidir zaman içerisinden bunlar gerçekleşecektir. Halkın bu konuda bilinçlenmesini sağlamak asıl görevimizdir."
İnşaat malzemecileri: Fırsatçı değiliz
İnşaat Malzemesi Sanayicileri Derneği (İMSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Orhan Turan, sektörlerini zan altında bırakacak açıklamaları yadırgadıklarını bildirdi. Turan, ekonomide her olağandışı durumda inşaat malzemesi üreticilerinin fiyat artışı ile suçlanması ve fırsatçı olarak nitelenmesi ya da gösterilmek istenmesinin büyük bir haksızlık olduğunu kaydederek, şunları söyledi: “Dünya ekonomisi, zor bir süreçten geçiyor. Arz talep dengesizliği, fiyat dalgalanması yaratıyor. İnşaat maliyetinde etkisi olan inşaat malzemelerinin toplam maliyete etkisi de dikkate alınmalı. Kamu inşaat ihalelerinde sağlıklı bir maliyet analizi yapılamamasının yanı sıra müteahhitlerle uzun vadeli kontrat yapılmasının veya çeşitli nedenlerle hesabını iyi yapmamış müteahhitlerin zor duruma düşmesinin sorumlusu inşaat malzemeleri üreticileri değildir.”
Rusya pazarında 'yeni fırsatlar'
Kuzey komşumuzda 6 milyar dolara ulaşan Türk yatırımları 10 milyar dolara doğru koşuyor. Rusya, yurtdışına kayan Türk yatırımlarının en önemli adresi haline geldi. Petrol ve doğalgazla zenginleşen Rusya pazarında, enerji ve giderek artan konut ihtiyacı nedeniyle inşaat önemli fırsatlar sunuyor. Ancak, büyük sermaye gerektiren bu alanların dışında, nispeten daha küçük sermaye ile değerlendirilecek önemli fırsatlar ortaya çıkıyor. Rusya'da Türk işadamları için cazip birçok sektör var. Örneğin inşaat malzemeleri, temizlik malzemleri imalatı gibi alanlar halen bakir ve gelişmeye açık. Gıda işleme, ambalaj ve paketleme alanında da ciddi boşluk mevcut. Yatırım için, lojistik ve iklim şartları açısından Krasnodar, Soçi, Kuzey Kafkas Özerk Cumhuriyetleri daha cazip.
Türk şirketten 55 milyon euroluk inşaat (5 Mayıs 2008)
Erku İnşaat, Türkmenistan Sağlık Bakanlığının açtığı ihaleyi kazanan şirket oldu. Türkmenistan'da inşaat sektöründe faaliyet gösteren Erku Uluslararası Müteahhitlik Hizmetleri İnşaat Turizm Limited Şirketi, 55 milyon euroya hastane kompleksi kuracak. Türkmenistan Sağlık Bakanlığının açtığı ihaleyi kazanan Türk şirketi, ülkenin önemli sağlık merkezlerinden Mollagara sanatoryumunda 500 yataklık hastane binası inşa edecek. Proje kapsamında mevcut hastane binaları da restore edilecek. İki katlı otel binasının da yer alacağı komplekste, sağlık çalışanları için pansiyonlar inşa edilecek. Romatizma başta olmak üzere deri hastalıklarınında tedavi edildiği tuzlu Mollagara gölü kenarında 300 kişi kapasiteli tedavi merkezi de yapılması planlanıyor. Projenin Mayıs 2010'da teslim edilmesi hedefleniyor.
Denize Kaçak Dolguyu Kaldırma Tartışması
Muğla Güllük Körfezi'ndeki Pina Yarımadası ile Çomça Koyu'nda Denize Kaçak Dolgu Yapan Mng Holding'e Bağlı Günal İnşaat'a Dolguya İzin Alması İçin Verilen Yasal Süre 4 Mayıs'ta Sona Erdi. Şirket, Turistik Tesis İnşaatını Durdururken, Dolguya Dokunmadı, İş Makinelerini de Bölgeden Çekti.
MUĞLA Güllük Körfezi’ndeki Pina Yarımadası ile Çomça Koyu’nda denize kaçak dolgu yapan MNG Holding’e bağlı Günal İnşaat’a dolguya izin alması için verilen yasal süre 4 Mayıs’ta sona erdi. Şirket, turistik tesis inşaatını durdururken, dolguya dokunmadı, iş makinelerini de bölgeden çekti.
Milas Kaymakamı Bahattin Atçı, şirkete bugüne kadar 46 bin 500 YTL para cezası verildiğini belirterek, "İl Özel İdare Müdürlüğü ile Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü’ndeki teknik ekipler inceleme yaptıktan sonra dolgunun kaldırılabilmesi için şirkete süre vereceğiz. Kaldırmazlarsa bu işi devlet olanaklarıyla yapıp parasını onlardan tahsil edeceğiz, kıyıyı eski haline getireceğiz" dedi.
MNG Holding’in turistik tesis şantiyesinde görevli Lütfü Güner "Dolgunun ne zaman alınacağını bilmiyorum, buna zaten yöneticilerimiz karar verir" diye konuştu. Çomça Koyu’na demirleyen yöre balıkçıları MNG’ye sert tepki gösterdi.
MUĞLA Güllük Körfezi’ndeki Pina Yarımadası ile Çomça Koyu’nda denize kaçak dolgu yapan MNG Holding’e bağlı Günal İnşaat’a dolguya izin alması için verilen yasal süre 4 Mayıs’ta sona erdi. Şirket, turistik tesis inşaatını durdururken, dolguya dokunmadı, iş makinelerini de bölgeden çekti.
Milas Kaymakamı Bahattin Atçı, şirkete bugüne kadar 46 bin 500 YTL para cezası verildiğini belirterek, "İl Özel İdare Müdürlüğü ile Bayındırlık ve İskan Müdürlüğü’ndeki teknik ekipler inceleme yaptıktan sonra dolgunun kaldırılabilmesi için şirkete süre vereceğiz. Kaldırmazlarsa bu işi devlet olanaklarıyla yapıp parasını onlardan tahsil edeceğiz, kıyıyı eski haline getireceğiz" dedi.
MNG Holding’in turistik tesis şantiyesinde görevli Lütfü Güner "Dolgunun ne zaman alınacağını bilmiyorum, buna zaten yöneticilerimiz karar verir" diye konuştu. Çomça Koyu’na demirleyen yöre balıkçıları MNG’ye sert tepki gösterdi.
Üretim Süreci ve Sonrasında Kalite Bütünlüğü Şart
Efektif Gayrimenkul Genel Müdürü Cem Dolunay, diğer sektörlerde olduğu gibi konut setöründe de markalaşmanın önemine dikkat çekerek marka olmak için kurumsal altyapının tamamlanması gerektiğini belirtti.
Üretilen konut projelerinin nitelik bakımından iyi özelliklere sahip olması ve müşteride güven uyandırması, marka olma yolundaki ilk süreç.
Üretim süreçlerindeki kalite anlayışı ile üretim sonrasında müşteriye verilen hizmetin kalitesi bütünlük sağlamalı. Konut sektöründe marka olmanın getirisi şüphesiz ki güvenilirlik kazanmak. Güven ise kurumsal itibarın en önemli girdilerinden biri. Buna bağlı olarak marka olan firmaların ürettiği konut projelerine olan talep artacak
ve rekabet üstünlüğü sağlanacak.
Türkiye'de markalaşmaya verilen önem gittikçe artmakta ve Türk tüketicileri de beklentilerine cevap verecek konut projelerine yönlenmekte.
“Kalite bizim vazgeçilmezimiz. Konut satın alma konusunun tamamen güven ile ilgili olduğu inancındayız. Kurumsal bir yapıya sahip olan ve sektörde deneyime sahip firmalar, konut alıcıları için tehlike arz etmiyor. Risk, kurumsal olmayan firmaların gerçekleştirme vaadi verdiği projeler için geçerli. 2007 yılında tüketiciler daha seçici oldular. Biz Efektif olarak markaya ve kurumsallığa önem veriyoruz. Çağdaş, konforlu evler sunmanın ötesinde, eve yatırılan paranın bir yatırım değeri oluşturmasına dikkat ediyoruz, bunun için de kalite bizim vazgeçilmezimiz. Efektif olarak konut projeleri dışında, AVM'ler, depolama alanları, teknolojik binalar, özel antrepolar yapmak ve hayata geçirmek istiyoruz. Çok ve sıradan iş yaparak hızla büyümek yerine, kaliteli ve ses getiren projelerle efektif çalışmaya özen gösterip sağlıklı büyümeyi hedefliyoruz.”
“Tüm projelerimizde önceliğimiz, müşterilerimizin ihtiyaç ve beklentilerini karşılayan çağdaş yaşam alanları sunmak. Projelerimizden konut satın alanlar, sadece konut sahibi olmakla kalmıyor, aynı zamanda günlük yaşamın ihtiyaçlarından olan sosyal ve güvenli bir yaşam biçimine de kavuşuyorlar. İster maket üzerinden satış yapılsın ister başka yolla, önemli olan, inşaat firmasının sektörde ve müşterilerin gözünde sağladığı güven. Firma bu güveni sağlamışsa, zaten insanlar gönül rahatlığıyla dairelerini satın alırlar. Bu da sadece marka ve kalite ile sağlanabilir. Efektif Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım A.Ş. üretimin, yatırımın bir uzmanlık alanı olduğunu bilerek, projelerini bu anlayışla hayata geçirmekle aslında Türkiye'de bir ilki gerçekleştirmekte.”
Efektif Gayrimenkul'ün "Blox Haliç" projesi Kağıthane'de bulunan ve iki parselden oluşan 10 bin 128 metrekarelik arsa üzerinde gerçekleşecek. “Sade, estetik ve yalın bir mimari anlayışıyla çalıştık. Projenin tasarımını Ağa Han ödüllü mimar Han Tümertekin gerçekleştirdi.” Blox Haliç'te, ortak kullanıma yönelik, açık havuz, kafeterya, fitness center, saunalar, soyunma odaları, çok amaçlı salon olmak üzere sosyal alanlar bulunuyor.
Üretilen konut projelerinin nitelik bakımından iyi özelliklere sahip olması ve müşteride güven uyandırması, marka olma yolundaki ilk süreç.
Üretim süreçlerindeki kalite anlayışı ile üretim sonrasında müşteriye verilen hizmetin kalitesi bütünlük sağlamalı. Konut sektöründe marka olmanın getirisi şüphesiz ki güvenilirlik kazanmak. Güven ise kurumsal itibarın en önemli girdilerinden biri. Buna bağlı olarak marka olan firmaların ürettiği konut projelerine olan talep artacak
ve rekabet üstünlüğü sağlanacak.
Türkiye'de markalaşmaya verilen önem gittikçe artmakta ve Türk tüketicileri de beklentilerine cevap verecek konut projelerine yönlenmekte.
“Kalite bizim vazgeçilmezimiz. Konut satın alma konusunun tamamen güven ile ilgili olduğu inancındayız. Kurumsal bir yapıya sahip olan ve sektörde deneyime sahip firmalar, konut alıcıları için tehlike arz etmiyor. Risk, kurumsal olmayan firmaların gerçekleştirme vaadi verdiği projeler için geçerli. 2007 yılında tüketiciler daha seçici oldular. Biz Efektif olarak markaya ve kurumsallığa önem veriyoruz. Çağdaş, konforlu evler sunmanın ötesinde, eve yatırılan paranın bir yatırım değeri oluşturmasına dikkat ediyoruz, bunun için de kalite bizim vazgeçilmezimiz. Efektif olarak konut projeleri dışında, AVM'ler, depolama alanları, teknolojik binalar, özel antrepolar yapmak ve hayata geçirmek istiyoruz. Çok ve sıradan iş yaparak hızla büyümek yerine, kaliteli ve ses getiren projelerle efektif çalışmaya özen gösterip sağlıklı büyümeyi hedefliyoruz.”
“Tüm projelerimizde önceliğimiz, müşterilerimizin ihtiyaç ve beklentilerini karşılayan çağdaş yaşam alanları sunmak. Projelerimizden konut satın alanlar, sadece konut sahibi olmakla kalmıyor, aynı zamanda günlük yaşamın ihtiyaçlarından olan sosyal ve güvenli bir yaşam biçimine de kavuşuyorlar. İster maket üzerinden satış yapılsın ister başka yolla, önemli olan, inşaat firmasının sektörde ve müşterilerin gözünde sağladığı güven. Firma bu güveni sağlamışsa, zaten insanlar gönül rahatlığıyla dairelerini satın alırlar. Bu da sadece marka ve kalite ile sağlanabilir. Efektif Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım A.Ş. üretimin, yatırımın bir uzmanlık alanı olduğunu bilerek, projelerini bu anlayışla hayata geçirmekle aslında Türkiye'de bir ilki gerçekleştirmekte.”
Efektif Gayrimenkul'ün "Blox Haliç" projesi Kağıthane'de bulunan ve iki parselden oluşan 10 bin 128 metrekarelik arsa üzerinde gerçekleşecek. “Sade, estetik ve yalın bir mimari anlayışıyla çalıştık. Projenin tasarımını Ağa Han ödüllü mimar Han Tümertekin gerçekleştirdi.” Blox Haliç'te, ortak kullanıma yönelik, açık havuz, kafeterya, fitness center, saunalar, soyunma odaları, çok amaçlı salon olmak üzere sosyal alanlar bulunuyor.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)